2018’den kalanlar – 1

Başından dürüst olayım: Kendime bir site açma düşüncesini hayata geçirirken, siteyle doğru düzgün ilgilenemeyeceğimi, düzenli yazamayacağımı biliyordum. Ama yine de içimdeki sesi dizginlemedim, yazmaya çalıştım. Belirli bir yere kadar da götürdüm aslında; Temmuz ayına kadar okuduklarımı kısaca değerlendirmeye çalıştım. Ama sonrasında hayatın akışı ve şahsıma en derin mertebede işlemiş olan üşengeçlik hissiyatım, kendime ayırdığım zamanı farklı şekillerde kullanmama neden oldu. Oyun oynadım, kitap okudum, 2018’in Şubatında başladığım romanın büyük bir kısmını yazdım, oyun oynadım, diziler izledim, oyun oynadım. Oyun oynadım. Evet. Dürüst olmaya gayret gösteriyorum. Oyun oynamak serbest zaman sosyolojisinin ciddi bir alanı arkadaşlar, küçümsemeyin. Oyun oynamayı sevin ve bana destek çıkın. Oyun.

Temmuz ayı sonrasında okuduklarımı değerlendiremediğimin bilinciyle, bir süredir içime dert olmakta olan bu durum için topluca bir yazı yazmayı planladım. Lakin, okuduğum kitap sayısının çok ciddi rakamlara ulaştığını düşündüğümüzde, hepsini değerlendirmeye yeltenmemin oldukça uzun bir zaman alacağını fark ettim. Burada bahsettiğim kitap sayısı yaklaşık olarak 40. Tüm sene içerisinde okuduğum kitap sayısının 86 olduğunu düşünürsek, herbiri için hafızamı çokça zorlamam, oyun zamanımdan kısmam ve de aynı zamanda bu satırlara göz atmak isteyenlerin uzunca zamanını almam gerekecekti. Bu nedenle, içerisine düştüğüm bu sorundan, geçen sene içerisinde okuduğum kitaplar içerisinde beni en çok etkileyen kitapları listeleyerek çıkmayı planladım ve şu an bu satırları, o listenin önünde okumaktasınız.

(Geçen sene ne okudun, diye soranlar için: Geçen sene okuduğum kitapların tam listesini bu linkten görebilirsiniz.)

Gelelim listemize:

1. Kara Havadisler Kervanı – Ayhan Koç

Bir öykü yazarı ve öykü sever olarak, geçtiğimiz yıl beni en çok etkileyen öykü kitabıyla başlamak istiyorum.

Sevgili Ayhan Koç, bir önceki sene ilk romanıyla Everest İlk Roman Ödülünün sahibi olmuştu. Sırlıçeşmeyi’de okumuş ve kendisi hakkında iyi bir intiba edinmiştim. Öykü kitabının çıktığını duyunca da sevinçle temin ettim.

Listemin en başına koyma sebebimse, her biri zeka ve yaratıcılıkla bezeli, okuma zevkini yaşatan, öykü okumanın heyecanını tattıran öyküler okumuş olmam. Gerçekten, bazı öykülerin karakterleriyle o kadar iyi anlaştık ki, kendilerini uzunca zaman zihnimde taşıdım. Hak ettiği değeri ve ilgiyi görmesini dilediğim bir kitap oldu Kara Havadisler Kervanı.


2. Unutmanın Genel Teorisi – José Eduardo Agualusa

Bu kitaptan sene içerisinde farklı farklı yerlerde, farklı farklı insanlara çok fazla şey anlatmış olabilirim. Hem Ne Okuyorum?’a hem de buraya kitaba dair düşüncelerimi uzun uzadıya anlattım.

Geçtiğimiz sene içinde okuduğum, sonraki senelerde de ara ara yeniden göz atmak isteyeceğimi hissettiğim, konusu ve biçemiyle beni çokça etkileyen bir roman Unutmanın Genel Teorisi.

Detaylı incelemem için sizi şöyle alayım: http://www.neokuyorum.org/bir-apartman-dairesinde-30-yil-gecirmek/


3. Bağlar – Domenico Starnone

Yüz Kitap, her kitabında ayrı bir heyecan taşıdığım, gönülden ve gönüllü bağlı olduğum bir yayınevi. Hatta şu an bu satırları yazarken, bastığı tüm kitaplar en kolay ulaşabileceğim rafta bana bakmaktalar. Kitap seçimleri o kadar başarılı ki, gönül rahatlığıyla eşime dostuma, yeni tanıştığım insanlara, ne okusam diye soranlara, onların kitaplarından birisini öneriyorum.

Başarılı öykü kitaplarından sonra, yayınevinin ilk romanı olan Bağlar 2018 yılının sonlarında çıktı. Ve öykü seçimlerinde olduğu gibi, iyi edebiyata tutkun insanların çalıştığı bu minnak ama kalbi kocaman yayınevinin roman seçimleri de oldukça başarılı olacak. Bağlar, beni içerisine soktuğu dünyayla, hali hazırda yazamaya çalıştığım romanım için ufuk genişleten bir bakış açısına taşıdı. Karakterleri, aralarında yaşanan olayların kişiler üzerinde bıraktığı izler, zaman geçişlerinin ustaca ve doygun belirleyiciliği, kısa bir romandan beklemeyeceğiniz bir edebi zevk yaşatıyor. Anne, baba ve çocuklar arasında yaşananlar, bu insanların aldıkları kararların diğerleri üzerinde bıraktığı izler, durum anlatımındaki ustaca tespit ve çıkarımlar benim için çok güzel bir yıl sonu hediyesi oldu. Ne yapıp edip okuyun, lütfen, rica ediyorum.


4. Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura – Ayfer Tunç

2018’in başında çıkmasına karşın, içimde bıraktığı izler, yükle, dertle, kederle, acıyla, yıkımla, kasvetle ve ölümle hâlâ kıyımda köşemde taşıdığım bir kitap.

Ayfer Tunç’la üzerine sohbet etme imkânına eriştiğim bir kitap olması benim için ayrıca kıymetli kılıyor kitabı.

Kitaba dair hissiyatımı ve düşüncelerimi anlattığım değerlendirme yazım için buyurunuz: http://www.neokuyorum.org/ayfer-tunctan-acinin-senfonisi/


5. Aşk ve Gurur – Jane Austen

Hep yeni çıkan kitaplardan bahsedeceğimi düşündünüz değil mi? Geçtiğimiz yıl içerisinde birkaç tane klasik kitabı yeniden okudum, bazılarını ise ilk defa elime aldım. Aşk ve Gurur’u geç okumuş olmanın hüznünü uzunca süre taşımış olmam yetiyor bana. Klasiklere yeterince değer vermediğimizi de düşünmeden edemiyorum. Bu nedenledir ki, yeni yıl okuyacağım kitapların arasında klasiklere biraz daha ağırlık verme niyetindeyim.

Kitap boyunca karakterlerin ruh hallerine dair okuduğum bölümler, nasıl okumam ve nasıl yazmam gerekiyor sorularıma düşündürücü cevaplar taşıması adına kıymetliydi. Kitap boyunca tema olarak kullanılan aşk ve gururun yanı sıra, beşeri ilişkilerin, önyargının, toplum baskısının ve yaşantısının insanlara etkisini görme ve dönemi yakından tanıma adına çok kıymetli bir kitap. Aşk ve Gurur’u okumalısınız sevgili dostlar. Sayfa sayısına bakmayın, ürkmeyin, korkmayın, elinize alın ve okumaya başlayın. Pişman olmayacaksınız.


6. Sus Barbatus! – Faruk Duman

Faruk Duman’ın öykü ve romanlarında kullandığı kendine has dili hem imrenerek okudum. Onun doğayla, yaşamla bağdaşlaşmış olan anlatı dili, yazma eylemi içerisinde olanlar için düşündürücü olmasının yanı sıra, özgünlüğü nedeniyle de kıymeti bilinmesi gerekli bir hazinedir benim adıma.

Üzerine sohbet etmek şansı edindiğim Sus Barbatus! romanı da bu büyülü dilin eşlik ettiği, hikâyesi ve karakterleriyle okurunu adı sanı bilinmeyen bir diyarda, kışın, yoksunluğun ve yoksulluğun ortasında bir hayal dünyasına götürüyor ve orada bırakıyor. Faruk’la, Kenan’la, Aynur’la, Sus Barbatus’la yatıp kalktım. İyi bir romandan beklenen de ondan izler taşıyabilmek değil midir bazen?


7. Nagazaki – Éric Faye

Bir başka yeni olmayan kitap. Gerçek bir olaydan esinlenilerek kitaplaştırılmış Nagazaki, konunun ilginçliği ve bu ilginç konunun güzel bir kurguyla anlatılmış olması açısından başarılı bir roman.

Evinizde haberiniz olmadan yaşayan, uzunca bir süre yaşayan birisi olduğunu öğrendiğinizde ne yapardınız? Buradan itibaren merak duygunuzla sizi baş başa bırakıyorum. Kitabın özü bu olsa da, karakterlerin aktarılışı, kişilikleri, davranışları ve bunların sadelikle, yormadan anlatılmış olması, ardında hoş bir okuma deneyimi bırakıyor.


8. Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro

Bana Ishiguro sevdiren. Okurken kitabın içerisine o kadar girdim ve anlatımın-anlatının güzelliğine kendimi o denli kaptırdım ki, günlere gecelere yaya yaya okudum. İnsanlara defalarca önerdim; önerdiğimi bildiğim halde, tekrardan ilk defa öneriyormuş gibi önerdim. Kendimle baş başa kaldığım anlarda, dedim ki, keşke benim olsa, bu kitabı ben yazmış olsam. Dedim. Evet.

İngiltere’de görmeyi merak ettiğim tek yer de Beni Asla Bırakma sayesinde Norfolk’tur. O denli tesiri, etkisi altında kaldım. Ishiguro beni bul. Konuşmamız lazım.


9. Fındık Kabuğu – Ian McEwan

Anne karnında bir ceninin anlatıcı konumunda olduğu, bir aldatma hikâyesi.

Bir cenin nasıl bir anlatıcı olabilir ki, diye düşünmeyin. McEwan’ın kurduğu anlatı evreninde canınız hiç sıkılmıyor; heyecanı, şehveti, ihaneti, ölümcül şeyleri ve bunların yanında da aralara sıkıştırılmış siyasi göndermeleri okurken, anlatıcının konumu nedeniyle ruhunuz sıkılsa bile dünyaya bakışı nedeniyle kitap boyunca etkisinden çıkamadığınız bir anlatının içerisinde yer alıyorsunuz.

!Spoiler! Babaya yazık oldu. !Spoiler!


10. Taht Oyunları Serisi – George R. R. Martin

Dünya halklarının kanayan yarası olan Game of Thrones serisinin son sezonunu beklerken, bu denli konuştuğumuz ve etkisinde kaldığımız dizinin kitabını okumak istedim. Ve emin olun ki serinin ilk ilki kitabı sonrası diziye bakış açım değişti. Hâlâ dizinin tutkunu olmakla birlikte, kitaplarına da ayrıca bağlandığımı söylemek istiyorum.

George Amcamız, bizlere hediye ettiği dünyalar üstü evreniyle “Dünya Mirasları” listesine alınmayı hak ediyor, bence. Bununla ilgili bir yasa önerisi bile hazırlanabilir. Kitapların hacmi, karakterlerin hunharca bolluğuna rağmen, sıkmayan okuma süreci sizi sarmalıyor. Üçüncü kitaba başlamayı planladığım şu dönemde size gönül rahatlığıyla serinin kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. Dizi hakkındaki teorileri bir kenara bırakın, George R. R. Martin’in kurduğu harika dünyaya adım atın. Huzur burada.


Beni kitap seçimlerinde zorlayan bir liste olduğunu söylemem gerek. Başlığa “1” ibaresini eklememin nedenine gelince, bu başlığın devamını yazabilirsem eğer, geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığım, yapmayı düşündüğüm, niyetlendiğim ama başarısız olduğum şeyleri de anlatmak istemem.

Bu yılın sonunda ilk romanımı yayımlamış olmak istediğimi de bir dilek, bir temenni, bir hedef olarak buraya eklemiş olayım.

Değer verip ve zaman ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim. Umarım faydası dokunan bir derleme olmuştur.

2 Comments

  1. Edebiyatla ilişkisi olan, işi yazmak – okumak olan birinin -çok sık güncellemese de- bloğunun / kişisel bir web sitesinin olmasını çok kıymetli bulurum. Kişisel bloğu, internetteki diğer her şeyden ayıran en önemli özellik de budur aslında: Ayda yılda bir güncellense de o hep orada, sahibini temsil eder, sahibini ve okurlarını bekler.

    Bizi yazmaktan / okumaktan alıkoyan dünya telaşı içinde yine de bir fırsatını bulup bunlara vakit ayırabiliyorsak diğer insanlara göre çok şanslıyız. Kim bilir belki de ayrıcalıklıyız.

    Hiçbir zaman dijital ekranlarda oyun oynayan biri olmadım, cep telefonumda bile. Tek özlediğim -keşke hâlâ mümkün olsa- çocukken sokakta oynadığım oyunlar. Neyse ki kitaplar var, kalem var, kâğıt var, yazmak var.

    2019’da bloğunda daha sık yazmanı, geçen yıldan daha fazla kitap okuyabilmeni, verimli bir yıl geçirmeni dilerim.

    • Caner Almaz

      Bu değerli yorum için, gerçekten çok teşekkür ederim. Umarım, bu yıl dediğiniz gibi daha çok okuyabilir, çalışmamı bitirebilir ve buraya daha fazla zaman ayırabilirim.

      Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir