Bilimkurgu klasiği olmaya aday bir kitap: Dönüş

Farkında değiliz ya da pek azımız bunun farkında: Milyarlarca yıldır dünya, harika bir sistemin parçası. Güneş sistemi muazzam bir denge içerisinde ve bu denge bu zamana kadar bozulmamış; bizler de dipsiz evrenin sınırlarını keşfetmek için okyanusta damla misali arayışlarımıza, araştırmalarımıza devam ediyoruz. Yeni keşifler, yeni galaksi ve yıldızlar… Her gün yeni bir gelişmeye açık olan bu alan, üzerine çokça tartışılan, ciddi paralar harcanan bir sektör oluşturdu. Dünyanın büyük ekonomili devletleri de dışarıdaki evreni tanımak, ondan faydalanabilmek için olanca imkânlarıyla çalışıyor, servetler harcıyor…

Peki, bu denge, yani gezegenimizin içinde bulunduğu bu hassas denge bozulursa ne olur, hiç düşündünüz mü? Dünya, Güneş’ten birkaç santimetre kadar uzaklaşsa veya Güneş sönse, gezegenimizi artık ısıtamasa, aydınlatamasa neler olurdu?

Robert Charles Wilson, bilimkurgu edebiyatının yakın dönemdeki en başarılı ve yaratıcı yazarlarından birisi. Eserleri birçok dile çevrilen Wilson, kitaplarıyla birçok bilimkurgu eserine de aday oldu. Üç kere Prix Aurora Ödülü, Philip K. Dick Ödülü, Theodor Sturgeon Anma ödülü ve aynı zamanda Hugo En İyi Roman Ödülü sahipli yazar ciddi bir takipçi kitlesine sahip. Çağdaşlarından Stephen King, Wilson için “Muazzam bir hikâye anlatıcısı,” tanımlaması yapıyor. Wilson, geleceğe kalacak önemli yazarların başında geliyor, desek yanılmış olmayız.

Robert Charles Wilson’ın “Dönüş Üçlemesi”, yazarın en çok okunan bilimkurgu serisi özelliğini taşıyor.

“Dönüş Üçlemesi”nin ilk kitabı olan “Dönüş”, yukarıda bahsettiğim mükemmel dengenin bozulmasına dair bir ana fikir üzerinden doğan, enfes bir hikâye üzerine kurulu. Üç ana karakterin şahit olduğu bir doğa olayı, tüm dünyanın dengesini bozar. Olabildiğince yıldızlı bir gecede ansızın yıldızların tamamı ve Ay söner. Bu olaya şahit olan Tyler Dupree , Diane Lawton ve Jason Lawton, çok yakın olmamakla beraber iyi arkadaşlardır. Diane ve Jason çift yumurta ikizleridir ve Jason, Lawton ailesinin varisidir. Lawton ailesi ise, bu olay sonrasında yakın gelecekte dünyanın kaderini tayin eden bir konuma sahip olacaktır. Diane ise, babası tarafından dışlanan bir evlat pozisyonundayken Tyler ile aralarında geçen ismi konulamayan ilişki, çocukluk dönemlerinden itibaren kitap boyunca devam edecektir.

Bu üç arkadaşın şahit olduğu bu olay, Dönü adı verilen bir dönemin başlangıcıdır ve karakterlerimizin de hayatlarını şekillendirir. Dünya ile Güneş arasına tanımlanamayan bir perde inmiştir ve bu, tüm iletişim kanallarından, askeri uydulara kadar her şeyi etkilemiştir. Güneş’ten tam manasıyla yararlanamayan dünyanın yaşamsal konumu tartışılmaya başlanmış ve büyük ekonomili devletler, insanlığın devamı için çözüm arayışlarına başlamıştır.

Peki bu perde nasıl oluştu? Kim tarafından bulunduğu yere yerleştirildi? “Varsayımsallar” gezegenimize bir şeyler anlatmaya mı çalışıyorlar?

Büyük devletlerin araştırma konusu, gezegeni eski düzenine ve dengesine sokmaya yönelik çalışmalara yoğunlaşır. Fakat yapılan araştırmalar, dengenin bozulduğunu, Güneş’in eski gücünde olmadığını, dolayısıyla çekim gücünün artması nedeniyle kurulu yaşam döngüsünün kırılmaya başladığını görürler. Mevsimler değişir; yazlar daha sıcak ve bunaltıcı olur, kışlar uzun ve daha sert geçmeye başlar.

Dönü’nün halk tabakasındaki yansımaları, ilk başlarda umursamaz bir konumdayken, olayın ciddi ve hayati boyutta olduğunun yapılan deneyler, uzaya fırlatılan roketlerin getirdiği somut kanıtlarla ortaya çıkmasıyla, toplum içerisinde ciddi sıkıntılar yaratan bölünmeler doğduğunu görürüz. Toplumun beklenmedik felaketler karşısındaki reaksiyonları, kriz anındaki psikolojik ve sosyolojik tepkileri, Wilson’ın hikâyesi içerisinde kendine yer bulur.

Oluşan durum, insan ırkının devamı için yeni bir yol arayışı gerektirmektedir ve bu yol da dünyaya en yakın gezegen olan Mars’ta yeni bir yaşam ortamı oluşturulması üzerine kurulur. Tüm araştırmalar, garantisi olmayan bu plan üzerinden yürümektedir ve ilk çalışmalar, Mars’a gönderilen ilk füzeler, gezegende yaşamsal ortamı hazırlamaya yönelik çalışmaların olumlu izlerini taşımaktadır.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde ise plan dâhilinde olumlu durumun tersine dönmesini ve halkın bu felaket durumu karşısında verdiği tepkileri; yağmaları ve cinayetleri görüyoruz. Toplumun büyük ve korkunç olaylar yaşarken doğru kararı alma yolunda tercihlerini, bu tercihlerin neye göre şekillenip neye göre uygulandığını Wilson bize yıkıcı bir şekilde tasvirliyor. Bu yönüyle “Dönüş” bir yanıyla güçlü bir bilimkurgu romanı olurken, diğer yanıyla sosyolojik, psikolojik yansımalar döken bir kitap izlenimi bırakıyor. Klasik anlatıyla bilim kurgu dünyasının nasıl dengeli bir şekilde anlatabileceğini görüyoruz. Üstelik kitabı okurken, yaşanması olası olan konular üzerinde yürüyorsunuz ve Dünya’nın böyle bir olayla karşı karşıya kalması durumunda yaşanacak panik halini, kargaşayı ve hatta savaş ortamını düşünmeden edemiyorsunuz.

Dönüş, bir modern bilimkurgu klasiği olmaya aday. Robert Charles Wilson’un kurduğu dünya, dâhil olduğumuz hayatta geçiyor. Varsayımlarla değil, ihtimal dâhilinde yaşayabileceğimiz gerçeklerle oluşturulmuş bu kitabı okurken ciddi manada etkileniyorsunuz.

Künye: Dönüş, Robert Charles Wilson, İthaki Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir